Bazen durup düşünürsünüz kısa metraj. Sadece kendinizi dinlersiniz, bir de arka fondaki bütün umutlarınızı tüketen şarkıyı. Aklınızda faydasız dost telkinleri: "Üzülme yaa" , "Boşver." , "Unutursun" vs. vs. vs...... Bağırırsınız, çağırırsınız, yıkıp döker, küfredersiniz çünkü bu gibi durumlarda küfretmek acınızı hafifletici bir etkendir ki bu her boku araştıran İsviçreli bilim adamları tarafından da kanıtlanmış bir gerçektir. Gerçekler acıtmaz, bazen sadece kanatır. Bazı yaralar hep kanar çünkü hiç bir anı, hiç bir zaman pıhtılaşmaz akılda. Tam da "unuttum" dediğiniz bir anda "sikseler unutamazsın" diyen bir söz duyarsınız içinizden. Öyle ki içiniz size her zaman dürüst olmuştur. Bir koku. Onunkilere benzeyen bir çift göz belki de. Ya da ismi bile yeter hatırlamanıza, acı çekmenize. Eski mesajlar, alınan hediyeler, fotoğraflar elinize geçtikçe beraber geçirdiğiniz her an, her anı gözünüzün önüne gelir, canınızı daha fazla yakar, unutmak sanki çok kolaymış gibi hepsi tek tek unutamamanıza sebep olur.
Onlarca mesaj gelir telefonunuza, onlarca çağrı... Bankalardan, gereksiz arkadaşlardan başka birisi hatırlasın istersiniz ama o telefon hiç çalmaz. Sesini duymak istersiniz, duyamassınız. Kokusunu özlersiniz ama yanınızdan hiç geçmez. Bu hayatta bütün acı gerçekler argodur bu yüzden onlar siktir olup gittiler ya zaten. Bu yüzden sevmediler ya bizi. Bu yüzden küfrederiz ya biz.... Şimdi en sevdiğiniz, size en iyi gelen şarkıyı açıp ya da bir sigara yakıp uzun metraj düşünün: Onlar ertesi sabaha kim bilir kimlere günaydın diyecekler, "BİZDEN BAŞKA"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder