7 Ağustos 2013 Çarşamba
"Sonra en sevdiğim kişiden gittim, en büyük pişmanlığımı kazandım."
Şöyle bi düşünüyorum da ne yanımda olanların faydası var, ne gidişine üzüldüklerimin. Ne beni bırakanların bana bir yararı var, ne de hiç gitmeyenlerin. Ama şu amına koyduğumun hayatında bir mutlu olamadım ya, azıcık mutlu olsam hemen kahkahalarımda patlattılar ya mutluluğumu, öldürdüler ya gülüşlerimi. Bunları düşündükçe bile mutlu olamıyorum. Geçenlerde birini çok sevdim, en çok onu sevdim, en çok ona değer verdim, güvendim, kardeşim dedim, en çok onunla güldüm, yıllarımı verdiğim insanlardan daha çok sevdim, diğerlerini arka plana attım. Canımı en çok o yaktı. Affettim, yine gitti. Affettim yine gitti. Yine affettim, yine gitti. Yine, yine... Biri bana kin tutmayı, nefret etmeyi öğretse eminim beni kimse üzemez. Ama yapamıyorum. Ağzıma da sıçsa, hayatımın tüm düzenini de bozsa kızgınlığım hafifleyince gider barışırım ben. "bir kere yaptı daha yapmaz yaa" düşüncemi sikiyim, yapıyorlar işte. Şimdi aynı kişiye yine çok güveniyorum, yine çok fazla seviyorum, yine canımdan bir parça ama yine gidiyor, yine beni bırakıp duruyor. Ottan boktan şeylere kavgalar çıkarıyor, yine canımı yakıyor. Olsun, seviyorum. Olsun, ben üzüliyim, yeter ki aramız bozulmasın. Sonra yine birine çok güvendim, kardeşim dedim, çok sevdim, o da gitti. Çok sevdiğim, canımı verebilecek kadar çok sevdiğim için mi gidiyorlar? Neden tüm insanlık toplanıp benim canımı yakmaya çalışıyor gibi geliyor? Niye şimdi en güvendiğim insanlardan bile şüphe eder oldum? Bitmedi. Canım dedim, yıllarım dedim, kardeşten ötem dedim, yine çok sevdim, "hiç gitmicem ben, hiç bırakmam seni kardeşim" dedi o da gitti amına koyim. Hem de sevgilisi için sattı lan sen benim evime girmiş insansın, annemi, abimi tanıyorsun, baban, annen kızı gibi görüyor beni, kardeşinle kardeş gibiyiz, yapılır mı lan? Gidilir mi? Gidilirmiş işte. Şu yaşıma kadar tek bir kişinin bana olan güvenini gerçekten bitirdim, kendi isteğimle hiç bir sebep bile yokken çıktım hayatından. Hayatımda yaptığım tek piçlikti. Neden bilmeden, "değiştin, sinirimi bozuyorsun" bahanesiyle hem "kardeşim, canım, en iyi anladığım, en iyi anlaştığım" dediğim insanı en kötü zamanında bıraktım, acı çekişini uzaktan izledim, hem de şimdi yaşadığım pişmanlıkla tek başımayım. Yalnız kaldığımda şu yaşıma kadar yaşadığım tek pişmanlığı duvarlar yüzüme çarpıyor şimdi. Amacım neydi? Neden gittim? Neden bıraktım? Neye kızdım? İnan hiç birini bilmiyorum. Şimdi saysın, sövsün, istediğini söylesin. Senden nefret ediyorum desin, söyleyeceğim tek şey "haklısın" Ama ben sadece zaman istemiştim, yüzüne karşı eskisi gibi içimden gelerek gülemiyordum, biraz zaman istemiştim sadece. Geri dönecekken yanına çağıranlar oldu, ona gidecekken kolumdan tutanlar oldu, sarılacakken önüme çıkan engeller oldu, hep durdum. Sonra kendime geldiğimde ne bana olan güveni kalmıştı, ne de sevgisi. Şimdi tek beklediğim o. "Gerçek dostum"
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder