12 Eylül 2013 Perşembe

"bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen"

Sürekli bi sıkıntı var içimde. Uyanıyorum mutlu değilim, gün içinde mutlu değilim, hele uyumaya çalışırken hiç hiç mutlu değilim. Azıcık duygusal şarkı duysam gözlerim dolar oldu. Bu zamana kadar hep güçlü kaldım, hiç yenilmedim, hiç ezdirmedim kendimi. Ne yaşadıysam içimde yaşadım, kendime çektirdim acımı başkasının kafasının etini yemedim. En yakınlarımla dertleştim, onlar olmasaydı ben olmazdım, bu durumda asla olamazdım zaten. Haklarını yemek en son yapacağım şey. Hepsi teker teker iyi ki var. Bana yapılanlar başka birine yapılsaydı eminim ki benim kadar güçlü kalamazdı, erirdi, biterdi, dayanamazdı, katlanamazdı. Şimdi her şey normal mi? Tabi ki hayır. Hayatımı bok götürüyor. Yolunda giden o kadar az şey var ki, boklukların arasında sadece ufak tefek kahkahalar gibi kalıyor. Hiç bir isteğim, dileğim gerçekleşmiyor. Mutlu olmam için tek bir sebep varsa o da kardeşlerim. İyi ki varlar. İyi ki yanımdalar. İyi ki hepimiz bir bütünüz. Artık o kadar yıpranmışım ki. O kadar "güven" duygusunun eksikliğini yaşıyorum ki; birini güvenebilmek o kadar çok zor geliyor ki.. Ve ben her şeye rağmen onlara o kadar çok güveniyorum ki... Tek bir kahpeliğe daha dayanamayacak, tek bir hatayı kaldıramayacak durumdayım. Çevremde herkesin sıkıntıları var, herkes acı çekiyor. Diğer bencillere rağmen hepsine ayrı ayrı kendimden çok üzülüyorum. Gözlerinden akacak tek bir damla yaşı durdurabilmek için nelerimi veririm, nelerden vazgeçebilirim kimse tahmin edemez. Ama elimden gelen sadece kıyamayıp, dayanamayıp ona sarılıp ağlamak oluyor. Sevgilisinden ayrılan, ailesi tarafından ayırılan, aldatılan, bırakılan, ihanet edilen, intikam alınan, acı çeken, özleyen, pişmanlık duyan... Her çeşitinden var. Kendimi düşünemeyecek duruma geliyorum artık. O kadar istiyorum ki hepsi mutlu olsun, o kadar istiyorum ki bir çıkar yol bulunsun, o kadar istiyorum ki hiç birisi ağlamasın. Kendimi düşünmeye zaman kalmıyor. Biri eskiden çıkıp çıkıp ayrıldığı çocuğa şimdi kör kütük aşık. Biri çocukluk aşkını unutamıyor ama bir yandan da diğer çocuk tarafından uğrandığı ihaneti kaldırmaya çalışıyor, çocuğu elde etmek istiyor ama elinden bir şey gelmiyor. Biri ailesinden gizli biriyle çıkıyor, çok seviyor ama ailesi öğrenirse yaşatmaz...Ve daha neler neler. Yoruldum, cidden yoruldum. Hep söylüyorum bir ömür yaşasam çekemeyeceğim kadar acı tam iki senedir beni yiyip bitiriyor, günden güne eritiyor, tüm enerjimi alıyor. Kendimi bırakıp bir de onlar için oturup saatlerce düşünüyorum. Ne yapsa mutlu olur? Ne yapsam mutlu olur? Onların canlarını yakanları bir kaşık suda boğabilitem var. Cinsiyet ayrımı yok bende, her tür olur. Hak etmedim, hak etmedi, hiç birimiz hak etmedik. Ne yaptık da bunlarla sınandık? Size "ergenlerin klasik aşk acıları" gibi gelebilir konu ama inanın  uzaktan yakından alakası yok olayın. Çok daha farklı şeyler. "Yazsam roman olur" denecek şekilde şeyler. Ki ben aşk romanlarından nefret ederim, sonu ya kötü ya da iyi bitiyor. Sıkıcı. Bundan sonraki yıllarda ne yaşarım, ne yaşanır hiç bilmiyorum ama emin olduğum tek bir şey var ki daha fazlası olamaz. Olursa da dayanamam. Ben şimdi bunları yazınca ezik mi oldum, güçsüz mü oldum bilmiyorum ama iyi geliyor galiba, ya da bilmiyorum olmuyor işte. Ne yaparsam yapayım olmuyor. Düzelmiyor. Geçmiyor hiç bir acı, hiç bir yara kapanmıyor.