24 Ağustos 2013 Cumartesi

"VE BAZEN TEK BİR DOĞRU İNSAN, KOCA BİR HAYATI BAŞTAN YAZAR. SENDEN BİR ŞEYLER ALMADAN, SANA BİNLERCE ŞEY KATAR."



Hayat nereye gidiyor? Bizi nereye götürüyor? Doğru yerde miyiz? Doğru kişilerle? Hiç bir sorunun cevabını bilmeden yaşıyoruz. Bizimle birlikte yaşayacak birini istiyoruz yanımızda. Ağlayacak, ağlatmayacak, gülecek, güldürecek, hissedecek biri. Sevecek, önemseyecek biri. Yapmamız gerekenin doğru insanı beklemek olduğunu söylüyorlar, doğru insanı anlatıyorlar bize bizim 'doğru'muzu bilmeden. Ayrıca beklerken ya başkası kaparsa benim 'doğru'mu? Ya bırakmazlarsa bana? Ben onu beklerken bana gelene kadar onu beklemeyen, ona doğru yolda yürüyen birinin olursa benim 'doğru'larım? Gerçekten doğru insanı bulduğumuzda yürümeyi bırakıp koşmalıyız ona. Çünkü çoğu zaman hamleyi yapan kazanır. Mesela senin doğru insanın beklese bir durakta, sen yürüsen ona doğru...Otobüsün senden önce yaptığı tek bir hamleyle kayar gider senden, hiç senin olmadan kaybedersin. Oysa koşsan senin olacaktı, ilk hamleyi kaptırmasan acımayacaktı canın.
Sürekli bir şeyler değişir. Arkadaşlar gider, yenileri gelir.. ve hayat kimse için durmaz. Bazen sadece koşmak değil, sarılmak da gerekir. Bazen sevmek yetmez hissetmek gerekir. En güzel sarılırken hissedersin, bir de gece, uyumadan önce, kafanı yastığına koyduğunda. Peki ya;
Senin doğru insanın kim?
Halâ çıkmadı mı karşına?
Bekleyecek misin peki? Bekleyince gelecek mi? Bulabilecek mi seni?
Ne kadar zamandır bekliyorsun?
Bu bekleyiş ne kadar daha sürecek?
Hiç doğru insanı bulduğunda da beklemeye devam ettin mi? Yoksa "doğru insan budur" mu dedin? Doğruyu bulduğunda koştun mu peki?
Beklemekten vazgeçecek misin? Peki sen, senin doğrularını beklerken gerçek doğruyu kaybettin mi?
Doğru insan üzerine sorulan bu kadar soru fazla değil mi? O sana gelmiyorsa sen ona git, koş ona.

7 Ağustos 2013 Çarşamba

"Sonra en sevdiğim kişiden gittim, en büyük pişmanlığımı kazandım."

Şöyle bi düşünüyorum da ne  yanımda olanların faydası var, ne gidişine üzüldüklerimin. Ne beni bırakanların bana bir yararı var, ne de hiç gitmeyenlerin. Ama şu amına koyduğumun hayatında bir mutlu olamadım ya, azıcık mutlu olsam hemen kahkahalarımda patlattılar ya mutluluğumu, öldürdüler ya gülüşlerimi. Bunları düşündükçe bile mutlu olamıyorum. Geçenlerde birini çok sevdim, en çok onu sevdim, en çok ona değer verdim, güvendim, kardeşim dedim, en çok onunla güldüm, yıllarımı verdiğim insanlardan daha çok sevdim, diğerlerini arka plana attım. Canımı en çok o yaktı. Affettim, yine gitti. Affettim yine gitti. Yine affettim, yine gitti. Yine, yine... Biri bana kin tutmayı, nefret etmeyi öğretse eminim beni kimse üzemez. Ama yapamıyorum. Ağzıma da sıçsa, hayatımın tüm düzenini de bozsa kızgınlığım hafifleyince gider barışırım ben. "bir kere yaptı daha yapmaz yaa" düşüncemi sikiyim, yapıyorlar işte. Şimdi aynı kişiye yine çok güveniyorum, yine çok fazla seviyorum, yine canımdan bir parça ama yine gidiyor, yine  beni bırakıp duruyor. Ottan boktan şeylere kavgalar çıkarıyor, yine canımı yakıyor. Olsun, seviyorum. Olsun, ben üzüliyim, yeter ki aramız bozulmasın. Sonra yine birine çok güvendim, kardeşim dedim, çok sevdim, o da gitti. Çok sevdiğim, canımı verebilecek kadar çok sevdiğim için mi gidiyorlar? Neden tüm insanlık toplanıp benim canımı yakmaya çalışıyor gibi geliyor? Niye şimdi en güvendiğim insanlardan bile şüphe eder oldum? Bitmedi. Canım dedim, yıllarım dedim, kardeşten ötem dedim, yine çok sevdim, "hiç gitmicem ben, hiç bırakmam seni kardeşim" dedi o da gitti amına koyim. Hem de sevgilisi için sattı lan sen benim evime girmiş insansın, annemi, abimi tanıyorsun, baban, annen kızı gibi görüyor beni, kardeşinle kardeş gibiyiz, yapılır mı lan? Gidilir mi? Gidilirmiş işte. Şu yaşıma kadar tek bir kişinin bana olan güvenini gerçekten bitirdim, kendi isteğimle hiç bir sebep bile yokken çıktım hayatından. Hayatımda yaptığım tek piçlikti. Neden bilmeden, "değiştin, sinirimi bozuyorsun" bahanesiyle hem "kardeşim, canım, en iyi anladığım, en iyi anlaştığım" dediğim insanı en kötü zamanında bıraktım, acı çekişini uzaktan izledim, hem de şimdi yaşadığım pişmanlıkla tek başımayım. Yalnız kaldığımda şu yaşıma kadar yaşadığım tek pişmanlığı duvarlar yüzüme çarpıyor şimdi. Amacım neydi? Neden gittim? Neden bıraktım? Neye kızdım? İnan hiç birini bilmiyorum. Şimdi saysın, sövsün, istediğini söylesin. Senden nefret ediyorum desin, söyleyeceğim tek şey "haklısın" Ama ben sadece zaman istemiştim, yüzüne karşı eskisi gibi içimden gelerek gülemiyordum, biraz zaman istemiştim sadece. Geri dönecekken yanına çağıranlar oldu, ona gidecekken kolumdan tutanlar oldu, sarılacakken önüme çıkan engeller oldu, hep durdum. Sonra kendime geldiğimde ne bana olan güveni kalmıştı, ne de sevgisi. Şimdi tek beklediğim o. "Gerçek dostum"

2 Ağustos 2013 Cuma

Onlar ertesi sabaha kim bilir kimlere günaydın diyecekler, "bizden başka"

Bazen durup düşünürsünüz kısa metraj. Sadece kendinizi dinlersiniz, bir de arka fondaki bütün umutlarınızı tüketen şarkıyı. Aklınızda faydasız dost telkinleri: "Üzülme yaa" , "Boşver." , "Unutursun" vs. vs. vs...... Bağırırsınız, çağırırsınız, yıkıp döker, küfredersiniz çünkü bu gibi durumlarda küfretmek acınızı hafifletici bir etkendir ki bu her boku araştıran İsviçreli bilim adamları tarafından da kanıtlanmış bir gerçektir. Gerçekler acıtmaz, bazen sadece kanatır. Bazı yaralar hep kanar çünkü hiç bir anı, hiç bir zaman pıhtılaşmaz akılda. Tam da "unuttum" dediğiniz bir anda "sikseler unutamazsın" diyen bir söz duyarsınız içinizden. Öyle ki içiniz size her zaman dürüst olmuştur. Bir koku. Onunkilere benzeyen bir çift göz belki de. Ya da ismi bile yeter hatırlamanıza, acı çekmenize. Eski mesajlar, alınan hediyeler, fotoğraflar elinize geçtikçe beraber geçirdiğiniz her an, her anı gözünüzün önüne gelir, canınızı daha fazla yakar, unutmak sanki çok kolaymış gibi hepsi tek tek unutamamanıza sebep olur.
Onlarca mesaj gelir telefonunuza, onlarca çağrı... Bankalardan, gereksiz arkadaşlardan başka birisi hatırlasın istersiniz ama o telefon hiç çalmaz. Sesini duymak istersiniz, duyamassınız. Kokusunu özlersiniz ama yanınızdan hiç geçmez. Bu hayatta bütün acı gerçekler argodur bu yüzden onlar siktir olup gittiler ya zaten. Bu  yüzden sevmediler ya bizi. Bu yüzden küfrederiz ya biz.... Şimdi en sevdiğiniz, size en iyi gelen şarkıyı açıp ya da bir sigara yakıp uzun metraj düşünün: Onlar ertesi sabaha kim bilir kimlere günaydın diyecekler, "BİZDEN BAŞKA"