Arkasında acılar bırakarak gider o. Ağlayan bir çift göz bırakarak, yüzlerce anı, onlarca şarkı, yaşanan bir ton şey, beraber yürünen yolları sadece sana bırakıp defolup gider. Onunla yaptıklarını özlememek gibi bir durum yok. Herkesin bir eski sevgilisi vardır. Kimi elinden tutmamıştır sadece, sarılmamıştır içine sokarcasına. Bir insan uzaktan sevilebilir, hissetmek öpüşmenin ötesinde.
Şimdi gidiyorsun ya, bana giderken cümleler bırakma, bana senden parçalar bırakma. Sonra yazılarını sevdiğin cümlelerini öptüğün bir adamı unutabilir misin? Unutamazsın. Elini sımsıkı tutarken aynı anda kulağına "seni hiç bırakmayacağım" diyen birini de unutamassın. Unutulmuyor çünkü, sevdiysen unutamassın. Yatağına yatıp, yorganı üstüne çekip anıları birer film şeridi halinde tek tek gözünün önüne getirip, kulağına kulaklığı takip, şarkınızı açıp deli gibi ağladın mı hiç?
Şimdi en sevdiğim yemeği unutabilir misin? Ya da en sevdiğim kazağımı? En sevdiğin çorabım bile varken sen neyin unutmasından bahsediyorsun ki? Ben unutabilecek miyim ilk buluşmamızda üstünde olanları? Bana ilk aldığın hediyeyi atabilecek miyim? Birinin hayatına dahil olmak işte böyle bir şey. Zaten unutsak insan olamazdık. Yerine koyabilsek aşık olamazdık. Sende sever misin uzun otobüs yolculuklarını? Nereye gittiğimizin önemi yok otursan diyorum yanıma ve unutsak eski sevgililerimizi, sonra sevsek birbirimizi unutsak. Neyi, kimi, neden sevdiğimizi unutsak. Zor olan unutmak değil, kendini boşluğa bırakmak ve ben bugünde kısık sesle bizim olmayan bir şarkıyı dinliyorum, benim olmayan bir seni severken.
Özetle bugünde Allah belamı verdi, yine gelmedin. Sen kimsin? En sevdiğin renk ne? Ben kimim? Kaybetsen ya bizi, kimse görmese, bağlansak ve öylece kalsak, sonrasını düşünme. Öpüyorum yaralarından bırak acısın dudaklarım, sana bir şey olmasın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder